Lider oligarşisi mi? Sosyal Demokrasi mi?
Ufuk Emre Bektaş -

Lider oligarşisi mi? Sosyal Demokrasi mi?

"Değişen dünya koşullarına ayak uyduramayan, kendisini yenileyemeyen ve toplum gerçekliğinden uzak olan siyasi partiler giderek halktan uzaklaşmaya mahkumdurlar."

 

En başında meşruiyeti olmayan 24 Haziran seçimlerinde duygusal yanımız ön plana çıktı, doğru tahminlerde bulunamadık ve Erdoğan’ın kaybedeceğine olan inancımız arttı.

OHAL koşullarında girilen ikinci seçimde de sağlıklı sonuçlar alınamayacağını, adil bir seçim olmayacağını ve dolayısıyla şansımız olmadığını ön görmeli, kısık sesle de olsa birbirimizi buna hazırlamalıydık.

Bir çoğumuzun tarafsız gözle bakamadığı ve duygusal tahminlerde bulunduğu seçim süreçlerinden birinin daha Erdoğan’ın zaferiyle sonuçlandığını görmek, geçici bir umutsuzluk havasını da yaratmış durumda.

***

Dolaylı da olsa bu umutsuzluk seçimden hemen sonra CHP’de yaşanan tartışmaları da tetiklemiş oldu.

24 Haziran seçimleri sonrası CHP’de yaşanan tartışmaların boyutu daha çok Muharrem İnce’nin aldığı oy ile partinin aldığı oy oranındaki sayı değerleri üzerinden ilerliyor. Parti kadroları, tabanı ve seçmenleri isimler-sayılar üzerinden ve kimin lider olacağı tartışmalarıyla kutuplaşırken, bir çok noktayı gözden kaçırıyor.

 

Seçim bittiğinden beri partilerin birbirine oy geçişkenliği ve adayların hangi partilerden oy aldığına dair onlarca seçim analizini okudum, dinledim.

Seçim analizlerinden anladığım kadarıyla; Muharrem İnce’nin %30’u başarıyken, CHP’nin %22’si ‘önceki seçimlere nazaran’ başarısızlık değil. Bunu söylerken, HDP’ye ve İyi Parti’ye giden oyları referans almak yeterli.

 

Kemal Kılıçdaroğlu AKP’nin parti bazında kaybettiği oy üzerinden bir başarı sağlandığını söylese de, parlamenter sisteme dönmenin artık ne kadar güç olduğunu ve başka bir partinin bir kaç puan oy kaybından kendisine başarı çıkaramayacağını kabullenmesi gerekiyor.

***

Evet CHP yenilenmeli. Önce yenilenmeli sonra Türkiye’deki siyasi kültürü değiştirmeli. Bu da yalnızca Kılıçdaroğlu’nun bırakması ve İnce’nin gelmesiyle gerçekleşmeyecek.

Lider değiştirerek Türkiye’yi değiştireceğine, toplumu dönüştüreceğine inanmak sol pratiğin uzağında kalmakla birlikte; CHP’yi de lider partisi yapmanın bir adım ötesine götürmeyecektir.

 

CHP’li olan-olmayan herkes bugün CHP’nin genel başkanının kim olacağını tartışırken, kendisini sosyal demokrat olarak adlandıran çevrelerin genel başkanlık dışında başka bir sorun yokmuş gibi davranıyor olmasını da anlamlandırmak çok güç.

 

AKP’nin ördüğü sınırların içerisine sıkışmış ve siyasi kültürü, siyaset dili tamamiyle AKP’lileşmeye doğru ilerleyen bir CHP doğuyor.

“Sağlıksız üye sisteminden tüzükteki anti-demokratik maddelere, parti programından örgütlenme biçimine, iç feodal dinamiklerden mezhep tartışmalarına, eğitimsiz kadrolardan liberalleşen-sağcılaşan politikalara” kadar tartışılması ve çözülmesi gereken bir çok gerçeklik var.

 

CHP’de Genel Başkan değişimi olur-olmaz. Asıl soru şu;

CHP’de lider oligarşisi mi kurulacak? Yoksa lider oligarşisinin yerine ‘koşulsuz bir sosyal demokrat parti programı’ ve memlekete dair çözüm önerileri mi ön planda olacak?

 

Tartışmaların yalnızca Kılıçdaroğlu-İnce minvalinde geçiyor olması, korkarım ki değişim olsa da olmasa da lider oligarşisini işaret ediyor.

 

CHP’de tabanının ve seçmeninin ağırlıklı olarak Muharrem İnce’yi desteklediği gerçeğini de görerek, değişimin yalnızca isimler noktasında olması halinde bir umut yaratılmayacağını bilmek gerekiyor. Kılıçdaroğlu CHP’si %22 oy almışken, İnce CHP’si %30 alsın. Aradaki 8 puana sıkışmanın yeni sistemde pek bir anlam taşımadığı bilinmeli ve Türkiye’nin solda bir CHP’ye ihtiyacı olduğu gerçeği kabul edilmeli.

***

Lider önemlidir ama herşey değildir. Sol partilerde lider kurtarıcı olarak görülmez. Lideri kurtarıcı olarak gören anlayış Türkiye’de son yıllarda Erdoğan’la ete kimliğe bürünmüş, sonunda totaliter rejime dönüşmüş, sistem değişikliğine kadar gitmiştir. CHP’ye düşen, Türkiye’de yaratılan bu liderlik oligarşisini parti içine yontmak değil, Türkiye siyasetinden kesip atmaktır.

 

CHP kadrolarıyla-programıyla-örgütlenme biçimiyle yeniden yapılanmaya, siyasetini değiştirmeye mecburdur.

 

Bu köklü değişikliğin önünü açacak ya da tıkayacak olan da ne yazık ki; “imza vermem, Kılıçdaroğlu kalırsa yerel seçimde koltuğum garanti” diyen ve “imza veriyorum, İnce gelirse yerel seçimde koltuk alırım” diyen yüzlerce kurultay delegesidir.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bakanlık ‘Bulgu yok’ demişti: Katil zanlılarına ‘cinsel istismar’ suçlaması
Bakanlık ‘Bulgu yok’ demişti: Katil zanlılarına ‘cinsel istismar’ suçlaması
Küresel ölçekte ilk göç anlaşması kabul edildi
Küresel ölçekte ilk göç anlaşması kabul edildi