HDP'li Oluç: Soylu'nun ağababası kayıpların müsebbibidir

Halkların Demokratik Partisi Sözcüsü Saruhan Oluç, basın toplantısında İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu'nun açıklamalarını eleştirdi ve gündemdeki diğer konulara ilişkin açıklamalarda bulundu.

HDP'li Oluç: Soylu'nun ağababası kayıpların müsebbibidir

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Saruhan Oluç, parti genel merkezinde gündemdeki konulara ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Cumartesi Anneleri'nin gözaltına alınmak istendiği sırada çekilen fotoğrafla hafızalara kazınan Emine Ocak’ın fotoğrafını ve 2011 yılında dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Cumartesi Anneleri’yle bir araya gelerek söz verdiği toplantıya dair fotoğrafı gösteren Oluç şunları söyledi:

700’üncü hafta bir araya geldiklerinde çok büyük bir şiddet ile karşı karşıya kaldılar. Gözaltında kaybettirme çok büyük bir utançtır yeni bir durum değildir. 90’lı yıllarda karşımıza çıkan bir durumdur. Sayısı belli olmayan yüzlerce insan kaybedilmiştir. Cumartesi Anneleri ve insanlarının eylemleri Arjantin’deki eylemlerden sonra en uzun eylemi gerçekleştiren eylemdir. 699 haftadır herhangi bir şiddet olmadan etkinliklerini yapmışlardır. 700’üncü hafta Soylu’nun talimatı ile bu eylem engellenmiştir, engellenemeye çalışılmıştır. "

 

 

Bu Cumartesinin asıl fotoğrafı budur. Emine Ocak’ın bu şekilde gözaltına alınması talimatı veren Süleyman Soylu’dur. Biz kendisine İçişleri Bakanı değil suistimal ve istismar bakanı demek istiyoruz. Bugün bir açıklama yaptı. Annelerin istismarı diye bir açıklama. Bu kadar utanç verici bir kavramı ilk kez kendisi kullandı. Suistimal bakanı bunu da yaptı. Türkiye’nin yakın tarihi bu kadar utanç yüklü bu kadar anlamını kendisinin dahi bilmediği halde kullanan bir bakanla ilk defa karşı karşıya kaldı. "

 

 

Geçmiş için özür dilemek için oturdular. Erdoğan Berfo Ana’ya oğlunun kemiklerini bulacağız diye söz verdi. Bu insanlar mı terörist ey Süleyman Soylu. İnsanlar sevdiklerini, evlatlarını, kayıplarını arayan insanlardır. Bu insanlar en onurlu işi yapan insanlardır. Bu insanlara mı istismar lafını yakıştırıyorsunuz, biraz utanın! İçişleri Bakanı her şeyi kendisiyle başlatıyor ya, biraz hatırlatmada bulunmak istiyoruz. 90’lı yıllardaki kayıplara ilişkin Meclis tarafından araştırma komisyonu kurulmuş ve kalın bir rapor hazırlanmıştır. Soylu o raporu alıp kayıpların hangi çerçevede olduğunu öğrenebilir. Bu rapor devletin kayıtlarına girdiği andan itibaren o raporun gereğini yapma mecburiyeti vardır. Soylu’nun da böyle bir mecburiyeti vardır. 80’li ve 90’lı yıllarda yaşanan kayıpların gölgesi o kadar uzundur ki Soylu o gölgenin altında kalmaktadır. Onun sorumluluğu kayıpların sorumlularını bulup yargılanmalarını sağlamaktır. Gözaltında kayıp insanlık suçudur ve zaman aşımı yoktur. "

Saruhan Oluç, İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu'nun Cumartesi anneleri hakkında yaptığı açıklamalara dair kendisine sorulan soruya ise şu yanıtı verdi.


Süleyman Soylu bu konuda bilgisizdir. Cahil demek istemiyorum, bilgisizdir. O nedenle Meclis’teki araştırma raporunun sonuçlarını okusun. Bunu okursa bu sözlerin hamasi laflar olduğunu görecektir. Açacak okuyacak ve kayıpların nasıl bir sorun olduğunu görecek. Hiç kimse olmayan bir şeyi uydurmuyor. Tekrar soruyorum Soylu’ya eğer böyle ise neden dönemin Başbakanı Erdoğan Cumartesi Anneleri ile bir masaya oturdu ve onlara söz verdi. Neden? Bu kadar bilgisizlik olur mu? Başka da bir şey demek istemiyorum. Kimse hüdayınabit değil yahu. Az bir geçmişi öğren. Türkiye’nin defalarca mahkumiyeti vardır. Ben başka bir şeye işaret edeyim. Soylu neden bu konuda bu kadar hassas davranıyor. Çünkü onun ağa babası 90’lı yıllardaki kayıpların müsebbibi olan kişidir. Ağa babasının kim olduğunu o iyi biliyor. O gün kayıpları yapanlar o gün faili meçhulü yapanlar bugünkü iktidarın ortağıdır. Soylu bu suçu örtmek ve bu ittifak için bu kadar hassas davranıyor. Soylu ne derse desin bu meselenin üzerini örtemeyecektir. "

‘BM’NİN KAYIPLAR SÖZLEŞMESİ MECLİS’TEN GEÇİRİLMESİ GEREK’

Türkiye Birleşmiş Milletlerin 23 Aralık 2010’da yürürlüğe giren Kayıplar Sözleşmesini halen imzalamayarak taraf olmadı. Bu güne kadar AKP hükümetleri bu sözleşmeyi imzalamak için Meclis’e getirmedi. Her türlü sözleşme gelir de neden BM’nin bu sözleşmesi imzalanmaz ve Türkiye taraf olan devletlerden biri haline gelmez. Nedeni bugün Soylu’nun gösterdiği tepkidir. Bu sözleşmenin Meclis’e getirilmesi ve bütün siyasi partiler tarafından desteklenerek Meclis’ten geçirilmesi gerekir. 2010’da yürürlüğe giren ve halen AKP tarafından Meclis’e getirilmeyen bu sözleşmenin Meclis’in açılacağı Ekim ayında Genel Kurula getirilmesini talep ediyoruz. "

SOYLU VE POLİSLER HAKKINDA SUÇ DUYURUSU 
 

Gözaltında kaybedilenler suçları sabit insanlar değildir. Adı üstünde gözaltında kayıp ediliyor. Kayıtlara bile girmiyor. Ortada bir mahkeme kararı da yoktur, masum yurttaşlardır kaybedilenler. Dolayısıyla Soylu’nun söylediği lafların hepsi utanç sınırını çoktan aşıldığını göstergesidir. Bunun engellenmesi sırasında ağır ihlaller yaşandı. Birçok kayıp yakını gözaltına alındı. Orada gazlananlar, coplananlar oldu. Ağır polis şiddetiyle karşı karşıya kalanlar oldu. Milletvekillerimiz polis şiddetiyle karşı karşıya kaldı. Diyarbakır Milletvekilimiz Garo Paylan kimliğini bilmediğimiz polis tarafından darp edildi. Soylu hakkında suç duyurusunda bulunduk. Dokunulmazlığa rağmen milletvekillerine saldıran polislerin kimler olduğunun ortaya çıkarılması için suç duyurusunda bulunduk. Bu nedenden dolayı kendisine İçişleri Bakanı demek yerine suiistimal bakanı demek istiyoruz.
 
Yetki suiistimali her alanda gerçekleştirilen bir faaliyet haline gelmiştir. Cumartesi Anneleri bugüne kadar ne Süleyman Soylu’lar görmüştür. Onların kararlı duruşları asla püskürtülememiştir. Bundan sonra da püskürtülemeyecektir. Onlar insanlık onurunu savunuyorlar, bundan sonra da mücadeleleri devam edecektir. Bizler de kişisel kurumsal olarak da dayanışma göstermeye devam edeceğiz. "

 


YANGINI KİM ÇIKARDI? 

Oluç, Dersim’de geçtiğimiz hafta yurttaşların çabasıyla söndürülen ancak dün itibariyle yeniden başlayan orman yangınları için HDP’li milletvekillerinden oluşan bir heyetin yarın Dersim’de olacağı bilgisini verdi. Oluç, devlet güçlerinin Dersim’de yeniden yangın başlattığını, Dersim’deki yangını söndürmek için yangın söndürme uçaklarının kullanılmadığını belirtti.
 
HASTA TUTUKLULAR İÇİN YETKİLİLERE ÇAĞRI
 
Cezaevindeki hasta tutuklu ve hükümlülerin durumuna da dikkat çeken Oluç, hayatını kaybeden hasta tutuklu Koçer Özdal’ın ailesine başsağlığı dileyerek yetkililere hasta tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılması yönündeki taleplerini hatırlatarak, görevlerini yerine getirme çağrısı yaptı.
  
AF TARTIŞMALARI
 
MHP’nin gündeme getirdiği af teklifine ilişkin bir soruya ise Oluç, MHP'nin af meselesini kullanmak istediğini, af konuşulacaksa siyasi mahkumları dışlayan bir affın çözüm olamayacağını, belirtti.
  
YEREL SEÇİMLERDE İTTİFAK
 
Son olarak yerel seçimlere dair çalışmaları ve bu konuda CHP ile bir temaslarının olup olmadığı yönündeki bir soruya ise Oluç, şu yanıtı verdi:

Biz yerel seçim çalışmalarımıza epey öncesinde başlattık. Ama şimdi bu çalışmayı yerellerde yürütüyoruz. Muhalefet güçlerinin yerel seçimlerden başarılı çıkması ve merkezileşen iktidarın güçsüzleştirilmesi temel amacımızdır. Bu konudaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şu ana kadar CHP ile yaptığımız görüşme olmamıştır. Bir dizi toplantı planladık hem bölgesel ve yerel toplantılar planladık, bunları başlatıyoruz. Hem de merkezi toplantılar planladık, meslek örgütleri STK’lar ile görüşmeler planlıyoruz. Bu görüşmeler tamamlandığı zaman bilgisini paylaşacağız. Her geçen gün merkezileşen bu iktidara karşı demokratik muhalefetin hangi alanlarda mücadele yürüteceğini görüşüyoruz. Diğeri de yerel seçimlere ilişkin konuları görüşüyoruz. "

saruhan oluç dersim süleyman soylu cumartesi anneleri iç işleri bakanı emine ocak tayyip erdoğan hdp halkların demokratik partisi yerel seçim af mhp
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Soykırım yargılaması için çağrı
Soykırım yargılaması için çağrı
Siirt ve Bitlis'te sokağa çıkma yasağı
Siirt ve Bitlis'te sokağa çıkma yasağı