İnşaatta çalışan akademisyen Orhan Kaya: Pişman olmadım

Barış bildirisine imza attığı için ihraç edilen akademisyen Orhan Kaya bilimsel çalışmalarını sürdürebilmek ve hayatını idame ettirebilmek için inşaatlarda çalışıyor.

İnşaatta çalışan akademisyen Orhan Kaya: Pişman olmadım

"Bu Suça Ortak Olmayacağız" isimli barış bildirisini imzalayan ve kamuoyunda "Barış İçin Akademisyenler" olarak bilinen akademisyenlerden olan Orhan Kaya bildiriyi imzaladıktan sonra yaşadıklarını Mezopotamya Ajansı'ndan Metin Yoksu'ya anlattı.

Orhan Kaya 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinde araştırma görevlisi iken ihraç edildi. Kaya’ya, ihraç edilmesinin ardından branşı olan psikoloji alanında iş olanağı tanınmadı. İhraçla birlikte doktora tezi yarım kalan, bir yandan inşaatlarda çalışarak hayatını idame ettirirken diğer yandan da tezini yazmaya devam eden Kaya şunları söyledi:

'HAKSIZLIĞA UĞRAMAK, MUHATAP BULAMAMAK İNSANI SARSIYOR'

" İşkence süreçlerinin temel iki mesajı vardır; birincisi bireyi cezalandırmak çaresiz değersiz hissettirmek ve yalnızlaştırmaktır. Bu yolla bireyi itaat etmeye mecbur bırakmak ve benliğine zarar vermektir. İkinci mesaj ise toplumsaldır; toplumun bütün kesimlerine itaat etme baskısı kurmaktır korkuyu yaygınlaştırmaktır. Bence ihraç edilmek de işkencenin bu tanımıyla paralellik gösteriyor. Kişisel olarak muktedirler tarafından bana verilen bu cezalandırma sürecini çok iyi anlıyor ve anlamlandırıyorum. Barış bildirisine imza atarken bile bu tür olguların gerçekleşeceğini tahmin ediyordum. Dolayısıyla psikolojik olarak hazırdım. Ancak yine de haksızlığa uğramak, muhatap bulamamak insanı sarsıyor. Bu sarsılmayla da inşa ettiğimiz dayanışma ağıyla baş edebildim şimdiye kadar. "

'BİR AN BİLE KEŞKE İMZALAMASAYDIM DEMEDİM'

İmzacısı olduğum barış bildirisi ile birlikte evim 3 kez basıldı, gözaltına alındığım ve 3 kez soruşturma geçirdiğim, linç kampanyalarına birçok barış akademisyeni gibi maruz kaldım, sonunda da ihraç edildim. Bir an bile keşke imzalamasaydım demedim, hissetmedim. Aksine iyi ki imzalamışım iyi ki bu tarihsel sürecin içindeyim duygusuyla yaşadım.

Daha önceki bir konuşmamda vicdanımdan talimat alarak bildiriye imza attığımı söylemiştim. Vicdanımın sesi ve gücü ile barış hakkımı bu bildiri yoluyla talep ettiğimi söyleyebilirim. Bunun bedeli ne olursa olsun razıyım. Ayrıca maalesef biz imzacıların yaşadıkları bildiri ve bildirinin içeriğinin çok ötesinde tartışıldı. Oysa asıl olan bildiridir bizim yaşadıklarımız değildir. "

'ÖNEMLİ OLAN BENLİĞİMİZİ, ONURUMUZU KORUMAK'

İnşaatlarda çalışan kişilerin kimliklerinin bir önemi yok. Üniversite ve lise öğrencileri de inşaatlarda çalışıyor. Aslında üniversite öğrencilerinin eğitimlerine daha rahat devam edebilecekleri bir ortamın yaratılması gerektiğini düşünüyorum. Bu da toplumsal refah düzeyimizle alakalıdır. Bir akademisyen olarak inşaatta çalışmak beni rencide eden bir durum değil. Rahatsız da olmuyorum. Önemli olan benliğimizi onurumuzu korumak" dedi. Emek-sermaye ilişki ve çelişkisine kurban edilen, ortaya koyduğu emeğin karşılığını alamayan birçok insanın yaşadığı bir ülkede olduklarını vurgulayan Kaya, "Ortaya konan yanlış politikalar bir taraftan inşaat baronlarını ortaya koyarken diğer taraftan emeği sömürülen bir kesimin oluşmasına neden oluyor. Bu durum sadece inşaat sektöründe değil birçok sektörde çalışmak zorunda kalan; öğretmen, ekonomist, mühendislere rastlamak mümkün. "

‘TÜRKİYE’DE BİR ÇOK ŞEYDE OLDUĞU GİBİ İŞ GÜVENLİĞİ DE KAĞIT ÜZERİNDE’

Maalesef Türkiye’de birçok şey kağıt üzerinde olduğu gibi işçi güvenliği de kağıt üzerinde. İş güvenliği uzmanı haftada bir inşaata uğrar çay içer gider. İşveren formalite icabı aldığı birkaç baret yelek ayakkabı ve gözlüğü kilit altında tutar. İş güvenliği uzmanının geldiği gün işçiler bu malzemeleri kullanır uzman birkaç fotoğraf çekip gider. Maalesef uygulama bundan ibaret. Bütün bunların dışında işçiler ve işverenlerde güvenlik bilinci yok. İşçi de işverende bu kişisel koruyucu materyalleri külfet olarak görmektedir. Oysa hayati önemi vardır. Malzemenin önemi ve kullanımına ilişkin eğitim eksikliği çok fazla basit kısa eğitimler ile ve sıkı denetim ile iş güvenliği bilincinin artacağına inanıyorum. "

'TOPLUM PSİKOLOJİSİ ALT ÜST OLDU'

Herşey gittikçe zorlaştı, Türkiye'de ekonomik krizle birlikte toplum psikolojisinin de alt üst oldu. Bireylerde olduğu gibi toplumların da duyguları ve tepkileri vardır. Bunların ortaya çıkabilmesi en uygun ortamın oluşması ile olur.Ekonomik kriz insanların cebini ve birikimlerini önemli bir oranda etkilese de yıllardır inşa edilen korku ve kaygı ortamı insanların sessiz kalmasına tepki göstermemesine neden olmaktadır. Oluşturulan baskı ortamı bütün muhalif kesimleri cezaevlerinde mahkum ederken birçok kesimi de günü birlik yaşamaya alıştırmıştır. Olası her türlü eylem etkinlik tepki ve hak arama mecrası maalesef yasaklanmakta saldırıya maruz kalmaktadır. Bunun en bariz örneği Cumartesi Anneleri’ne yapılan saldırıdır. Ancak bu sürecin bu şekilde devam etmeyeceğine toplumsal tepki mekanizmalarının bir şekilde gün yüzüne çıkacağına inanmaktayım. "

 

orhan kaya bu suça ortak olmayacağız barış barış için akademisyenler
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Londra’da 'Yokoluş İsyanı'
Londra’da 'Yokoluş İsyanı'
Berat Günçıkan hayatını kaybetti
Berat Günçıkan hayatını kaybetti